İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ben her şeyi söyledim; gitme dedim, kal dedim. Sensiz bu ev nasıl güzel olacak burcu burcu kokacak dedim. Gözlerimin içine bakıp “ Hepsi bu kadar mı?” dedin. Ben konuşmaya devam ettim. Bu masa çift kişilik, bu yatak tek kişi için çok, çoraplar bile diğeri olmadan giyilmiyor, gitme. Gözlerinden damlalar düştü, son bir kez çevirip başını nemli gözlerinle bana baktın. Gitme dedim tekrar ve sen gittin. Ben her şeyi söyledim, söyledim de bir seni seviyorum diyemedim. Gururdan ölecektim, aşkıma değil gururuma yenilmiştim.

Seni seviyorum sakallarında papatyalar büyüttüğüm Adam! Ama bu öylesine ağızdan çıkmış bir sevgi değil, kalbimin en çok sen kokan yerinden geliyor sesim duyuyor musun? Duymasan da ziyanı yok, ben biliyorum ya yeter. Seni seviyorum kalbimi ayaklarıyla ezen Adam! Görüyor musun nasıl kanıyor, en orta yerinde kanser başlıyor. Seni seviyorum beni diri diri mezara koyan Adam! Adamlığını da, aşksızlığını da, sakallarını da seviyorum başka türlüsü olamaz zira toprak altında sen aşkına değil iman aşkına kapılırdım.

İlk heyecanları biliyorum aslında, bahsetmişti dedem. İçinde sürekli bir şeyler hareket eder, aldığın nefes sana heyecan verir. Karnından kelebekler uçar gider, böcekler koşuşturur. Avuç içlerin terler, ciğerlerine çektiğin nefes eksik gelir bazen. Onu görünce yer ayaklarının altından kayar ama bu depremi sadece sen hissedebilirsin. Sesini duyduğunda ellerin titrer, ona baktığında elin ayağına dolanır. Karşısında konuşamazsın sesin titrer, bir saniye ayrı kalsan özlem içinde gel git eder. Bu masal gibi gelse de ben bugün o masalın kahramanı gibi hissediyorum. Sana söyleyecek çok şeyim var daha ama sadece şunu bilsen yeter, “ Seni Seviyorum.”